Kardeşliğin Unutulan Ezgisi
Anadolu’nun toprakları, tarihin en eski dostluklarına, en derin yaralarına ve en kadim kardeşliklerine tanıklık etmiştir. Bu topraklar, Alevi deyişlerinin yankılandığı dağlarla, Sünni ezanlarının yükseldiği minareleri aynı göğün altında birleştirmiştir. Ne var ki, tarih boyunca pek çok kez bu kardeşliği unutturmak isteyenler olmuştur. Ama bir gerçeği değiştiremezler: Biz, aynı sofrada lokma bölüşmüş, aynı yağmurla ıslanmış, aynı güneşle ısınmış bir halkız.
Alevi ozanların bağlamasından yükselen nağmelerle, Sünni camilerinde edilen dualar, aslında aynı göğe yükselir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “İncinsen de incitme” düsturu ile Mevlânâ’nın “Gel, ne olursan ol yine gel” çağrısı aynı kaynaktan beslenir. Yunus Emre, “Sevelim sevilelim” derken, kimin Alevi, kimin Sünni olduğuna bakmamıştır. Çünkü bu toprakların ruhu birdir; ayrılıktan değil, birlikten doğar.
Ama ne olduysa oldu… Kimi zaman fitne tohumları ekildi. Dedelerimiz, babalarımız birbirinden uzaklaştırıldı. Aynı türküleri söyleyen, aynı hamurdan yoğrulan insanlar, birbirine yabancılaştırıldı. Halbuki Kerbela’da akan gözyaşı da, Uhud’da dökülen kan da aynıydı. Kimi zaman haksızlıklar, adaletsizlikler yaşandı; kimi zaman derin yaralar açıldı. Fakat şimdi bir soru sormalıyız kendimize: Daha kaç nesil, geçmişin acılarını geleceğe miras bırakacak?
Bir Alevi dedesinin sıcak muhabbetinde de, bir Sünni hocanın içten duasında da aynı insan sevgisi yok mu? Birinin cem töreninde döktüğü gözyaşı ile diğerinin secdeye vardığında iç geçirmesi farklı mı? Eğer biz birbirimizi anlamazsak, birbirimizin acısını hissetmezsek, bu topraklar nasıl vatan olur?
Artık ezberleri bozmalıyız. Birbirimizin kapısını çalmalı, sofralarımıza bir tabak daha koymalıyız. Alevi-Sünni meselesi, aslında bir mesele değil, bir muhabbet olmalıdır. Çünkü biz birbirimizi anladıkça, birbirimize sarıldıkça, tarih gerçek sahibini bulacaktır: Barışı ve kardeşliği…
Gel, birbirimize bir adım atalım. Çünkü biz aynı toprağın çocuklarıyız. Biz birlikte güçlüyüz, birlikte umutluyuz. Birlikte insanız.