AMORTTAN ADAM OLMAZ, OLMAZ, OLMAAAZ!!!

Gökmen CAN | Eğitimci | Sosyolog

Toplumların gelişimi ve ilerlemeleri, kişilerin karakterli ve sağlam duruşlarıyla mümkündür. Lakin son yıllarda gerek ülkemizde ve kurumlarımızda gerekse de diğer ülke ve kurumlarında özellikle “amort” denilen ara formların giderek yaygınlaşmaları, ciddi bir kimlik erozyonuna/yıkımına neden olmaktadır. Amort yapıların nerede ve hangi ülkelerde/kültürlerde olursa olsun en büyük sorunu, herhangi bir fikre, duruşa veya ilkeye tam olarak sahip olamamalarıdır. Ne tam bir şeydirler ne de tamamen başka bir şey. Her iki tarafa da göz kırpan, ama hiçbir zaman bir taraf olamayan bu kimseler/yapılar, toplumda/toplumlarda büyük bir güven bunalımı oluşturmuştur.

Bizim toplumumuz, amortları beslemekte üstüne olmayan bir ekosistem kurmuştur. Kökü olmayan sarmaşık misali, menfaat nereye dolanırsa oraya tutunan amortlar, tarihin her döneminde gözümüzün önünde şekil değiştirmiş, ama bir türlü adam olamamıştır. Örnek mi? İlerleyen bölümlerde sizlere sunacağım. Önce kavram ve anlamı üzerine yoğunlaşalım:

Amortun Tanımı ve Çapsızlığı

“Amort” kelimesi, genellikle bir şeyin orijinal halinden uzaklaşarak ara bir form almasını ifade eder. Bu durum, insan karakterinde ortaya çıktığında, kişilerin duruma göre şekil değiştirdiği, rüzgâra göre yön belirlediği bir anlayışı beraberinde getirir. Amort bir insan, kimliğini, ilkelerini ve değerlerini netleştirememiştir. Ne tam anlamıyla bir fikre sahiptir, ne de tamamen karşısındadır. Bu belirsizlik içinde sürekli değişen, ilkesiz, omurgasız bir profil çizer. Yani her yönden mide bulandıran bir kıvırışı marifet bilerek yol alır.

Bir amort, menfaatine göre konuşur, çıkarına göre saf tutar. Dün bir davayı savunurken, bugün ona karşı çıkabilir. Düşünceleri, çıkarlarının gölgesinde şekillenir. Bunun en bariz örneklerini siyasetin her kurum ve kuruluşlarında, örgütlenmelerde, iş dünyasının varlığında ve sosyal ilişkilerde görebiliriz. Amort yapılar, hangi tarafın kazandığını kestirdiğinde ona yanaşır, tehlike hissettiğinde ise bir anda ortadan kaybolur. Yani felsefeleri “Padişahım Çok Yaşa!” mottosudur.

Amort Kişiliklerin Topluma Zararı

Amort insanlar, bulundukları toplumu/toplumları belirsizlik ve güvensizlik içinde bırakırlar. Bu tür insanların yaygın olduğu toplumlarda sadakat, bağlılık, güven ve istikrar kaybolur. İşte bu yüzden, amort yapıların hâkim olduğu bir yerde adam olmaz. Çünkü:

1.Liyakat Mevtadır: Amortlar, ehliyet ve liyakatten çok bağlantılarla yükselmeye çalışırlar. O yüzden iş dünyasında, siyasette ve akademide yetkin insanların önü kesilir. Burayı çokça açıklamak, örnekler sürmek yerine başımızı kaldırıp bakmamız yeterli olacaktır.

Liyakat mı? Yok canım, Amort Olsun Yeter!

Memleketlerde işi ehline verin diye yırtınanlar, iş başa düşünce “bizim çocuklar” kıvamına gelmektedirler. Örneğin 90’larda torpile karşı direnen nice idealist, yıllar sonra kendi çocuğunu torpille işe sokarken “Biz de mecburuz” demeye başladı. Ne değişti? Hiçbir şey! Ama amort olmak tam da böyle bir şeydir işte. Dün şiddetle karşı çıktığın şeyi, bugün gözünü kırpmadan yaparsın, ama hâlâ “dürüstlük abidesi” gibi dolaşırsın.

Objektif olarak dünyanın neresine göz atarsanız atın, göreceksiniz ki bazı akademik ve bürokratik pozisyonlara torpilsiz birinin yükseldiğini göremezsiniz. Amort sistem içinde yükselmenin formülü bellidir: İlkelerini cebine koy, güç kimdeyse ona yanaş, ortam değişirse yön değiştir. İşin en ironik tarafı, bu süreçte herkesin her şeyin farkında olması, ama kimsenin çıt çıkarmamasıdır. Üç, dört, beş, altı, yedi maymunu oynamaktadırlar.

2.İlkeler Kaybolmuştur: Bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan ilkeler, amortların pragmatist yaklaşımı yüzünden değersizleşir. Kimsenin sözüne güven kalmaz. Bu en hafif söylemin neticesinde “ilke” denilen şeye/şeylere de rastlamamız mümkün olmamaktadır.

Bir Gün O Taraf, Ertesi Gün Bu Taraf: “İlkeler Mi? O Da Ne?”

Bundan birkaç on yıl önce, halkın karşısına çıkıp “Bizim yolumuz dosdoğrudur!” diyenlerin, bir sabah uyandığımızda tam tersine döndüklerini gördük. Dün “asla” denilenlere bugün “pekâlâ” denilmektedir. 90’larda radikal söylemlerle dünyayı kasıp kavuran, en sert ideolojik kamplarda yer alan militarist kimseler, 2000’lerde “herkesle uzlaşmacı” kimliklerini ilan etmiş, ahan da 21.yüzyılın ilk çeyreğinde ne kadar da hoşgörülü olduklarını gizlememişlerdir! Ee, peki kaybedilen onca, yüzlerce, binlerce hayatlar ne olacak? Vay “amortlar” vay! Yani bu “amort” denilen kimselerin dün ne dediğinin, yarın ne yapacağının hiçbir garantisi yoktur.

3.Dostluklar Menfaate Esir Düşer: Gerçek dostlukların yerini, anlık çıkar ilişkileri alır. Bugün yanında olan biri, yarın seni en küçük rüzgârda terk edebilir. Beyhude bekleme diye de sana bir not iliştirir masanın üzerine ve dımdızlak ortada bırakır seni.

Dostluklar Bir Günlük, Menfaatler Sonsuz

Daha üç beş gün önce bir adam diğerine “Sen bu ülkenin başına gelmiş en büyük felaketsin!” diyordu. Bugün ise aynı kişi, dünkü felaket sahibini överek “Sen Allah’ın bir lütfusun” diyerek iltifatları sağanak halinde yağdırıyor. Ne oldu peki? “Gün olur devran döner” diyerek yeni bir pozisyona geçildi. Amuda bile kalkılabilir bir antrenman halinde hazır kıta bekleyenlerin adıdır “amort”.

Amort zihniyet, dostluğu da düşmanlığı da menfaat üzerine kurar. Dün birbirine nefret kusanlar, bugün sarmaş dolaş; dün yere göğe sığdıramayanlar, bugün karşılıklı hakaret yarışında. Ama dikkat edin, bu hikâyede ilke, tutarlılık, dürüstlük diye bir şey bulamazsınız.

Adam Olmak İçin Omurga Şart!

Gerçek anlamda adam olmak, yani şahsiyetli bir kişi olabilmek, tutarlılık, cesaret ve ilkelere bağlılık gerektirir. Amort yapılar ise bunun tam tersini temsil eder. Herkesin bir günü kurtarmaya çalıştığı, rüzgârın yönüne göre hareket ettiği bir toplumda uzun vadede hiçbir kazanım mümkün değildir.

Bu yüzden, amorttan adam olmaz. Adam olmak için önce bir duruşun, sağlam bir karakterin olması gerekir. Eğilip bükülen, her ortama uyan bir zihniyetin, kalıcı bir değer üretmesi mümkün değildir. İşte tam da bu yüzden, geleceğini inşa etmek isteyen toplumlar, amort zihniyetten arınmalı ve gerçekten adam olmayı hedeflemelidir.

Yani Adam Olmak İçin Omurga Şart!

Geldik en önemli noktaya: Adam olmak için bir duruş, bir ilke, bir karakter gerekir. Amort yapılar bunu taşıyamaz, çünkü şekilsizdirler. Toplum olarak ilerlemek istiyorsak, bu amortlaşmış yapıları sistemden çıkarmamız şart. Yoksa bugün toz konduramadığımız kimselere, kahramanlara, ideallere yarın aynı hızla söveriz ve bu kısır döngüde debelenmeye devam ederiz.

Yani kısacası demem o ki, amorttan adam olmaz. Adam olmak, her rüzgâra göre yön değiştirmek değil, gerektiğinde fırtınaya karşı durmaktır. Amma velakin, bugün bizim memleketimiz de dahil birçok memlekette en çok rüzgâr gülü yetişiyor.

Amort Zihniyetten Kurtulmanın Yolları

1.Liyakati ve Etik Değerleri Ön Plana Çıkarmak: Amort zihniyetin en büyük zararı, ehliyetsiz insanların torpil ve ilişkiler yoluyla yükselmesi. Bunun yerine: Kamu ve özel sektörde şeffaf atama ve terfi sistemleri oluşturulmalı. İşe alımlarda ve terfilerde bağımsız denetleme mekanizmaları olmalı. Liyakati teşvik eden eğitim politikaları ve etik kodlar geliştirilmeli. Bir ülkede devlet kadrolarına girişte mülakat sistemi kaldırılıp sadece objektif sınavlarla alım yapıldığı takdirde, amort yapıların sistemden temizlenmesi de hızlanır.

2.İlkeli Duruşu Yaygınlaştırmak: Toplumda ilkesizliğin yaygınlaşması, bireylerin rüzgâr nereden eserse ona göre hareket etmesinden kaynaklanıyor. Bunun için: Eğitim sisteminde etik dersleri zorunlu olmalı. Sivil toplum kuruluşları ve medya, ilkesizliği normalleştiren değil, ilkelere bağlı insanları öne çıkaran bir söylem geliştirmeli. Dürüst siyasetçiler, iş insanları ve akademisyenler teşvik edilmeli. Geçmişte yolsuzluğa karışmış isimleri değil, temiz geçmişe sahip ve ilkeli duruş sergileyen kişileri ödüllendiren bir medya anlayışı gelişirse, toplumsal algı değişir.

3.Menfaat Üzerine Kurulu İlişkileri Zayıflatmak: Dostlukların, iş ilişkilerinin ve hatta siyasetin menfaat üzerine kurulu olduğu bir toplumda güven ortamı kaybolur. Bunu değiştirmek için: Bağımsız kurumlar, meslek odaları ve sendikalar güçlendirilmeli. Lobi gruplarının ve çıkar çevrelerinin etkisini azaltan düzenlemeler getirilmeli. Şeffaf bağış ve finans sistemleriyle siyaset ve iş dünyasında çıkar ilişkileri minimize edilmeli. Bir siyasetçi, sadece belirli grupların finansal desteğiyle ayakta kalıyorsa, kararları onların çıkarlarına hizmet eder. Oysa tüm bağışlar şeffaf hale getirilirse, politikacı halkın gerçek çıkarlarını korumak zorunda kalır.

4.Düşünce Tutarlılığını Teşvik Etmek: Amort yapının en büyük özelliklerinden biri, dün söylediğinin tam tersini bugün savunabilmesi. Bu zihniyetten kurtulmak için: Toplumun hafızasını güçlendiren medya ve akademik çalışmalar desteklenmeli. Geçmişte söylediklerinin tam tersini savunan figürler teşhir edilmeli. Bireysel olarak herkes, geçmişteki duruşuna sadık kalıp düşünsel gelişimini samimi bir şekilde açıklayabilmeli. Bir lider, yıllarca bir görüşü savunup sonra tam tersini yaptığında halkın hafızası güçlü olursa, ona sorgusuz sualsiz destek vermek yerine hesap sorar.

5.Genç Nesli Omurgalı Yetiştirmek: Bu zihniyetin en büyük panzehiri, gençleri baştan itibaren sağlam karakterli bireyler olarak yetiştirmektir. Bunun için: Eğitimde karakter gelişimine önem verilmeli. Sadece akademik başarıya değil, etik değerlere de odaklanılmalı. Gençlere örnek teşkil edecek şahsiyetler ön plana çıkarılmalı. Okullarda etik ve ahlaki dersler, sadece teorik olarak değil, gerçek hayat örnekleriyle verilirse, gençler “hangi yoldan gidersem başarıya ulaşırım?” sorusuna daha doğru cevaplar verebilir.

Kalın sağlıcakla…
Gökmen CAN
Eğitimci Sosyolog